Blogs
Beyond the Transaction: Every Transaction Has a Story

Nakitsiz Dünya – Mete Güney

MasterCard Güneydoğu Avrupa Genel Müdürü Mete Güney, MasterCard’ın 2023 için öngördüğü ‘nakitsiz yaşam’ vizyonunun yanı sıra başarıya ulaşan yolları ve inovasyon kavramını anlattı

Flickr Photo: Mete Güney MasterCard Güney Doğu Avrupa Genel Müdürü

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Ben Mete Güney, MasterCard Güneydoğu Avrupa Genel Müdürü’yüm.

MasterCard’ın Türki Cumhuriyetler’in de dahil olduğu, Türkiye’yi de kapsayan bölgesinde elektronik ödemelerin yaygınlaşması için iş

ortaklıkları ve yeni projeler geliştirerek bizim Nakitsiz Dünya vizyonumuzun hayata geçmesi için çeşitli projeleri ekibimle birlikte yönetiyorum.

Genç bir yönetici olarak başarı kavramını nasıl tanımlıyorsunuz?

Başarının tanımını yapmak çok kolay değil. Bence başarı insanın kendi ortamının ona getirdiği sınırların ötesine geçebilmesi. Örneğin çok zengin aileden gelen birinin o ailenin şirketini yönetmesi bence anlam ifade etmiyor. Ama köyde yaşayan bir çocuğun internete erişebilmesi, orada öğrendiği şeylerle kendini geliştirebilmesi ve mesela köyde üretilenleri internet üzerinden satmaya kalkışması bir başarı. Çünkü o kendi ortamından kaynaklan şartların ötesine geçmeyi başarmıştır. Ben başarıyı böyle tanımlıyorum. Ama başarı sabit bir şey değil. Başarının zaman içinde şartlar da değiştiği için siz de kişisel olarak farklılaştığınız için sürekli yeniden tanımlanması gerekir. O yüzden de insanlar her zaman kendi içinde bulundukları pozisyonu, yaptıklarını, son dönemde başardıklarını, hayata geçirdiklerini ve geçiremediklerini düzenli olarak tartmalı ve kendine yeni hedefler koymalı. Yeni hedef koyduktan sonra kendinizi sınırların ötesine geçmek için motive edip bir şeyler yapmaya çaba sarf ediyorsanız başarıyı da sürdürmüş olursunuz. Ben aynı analojiyi çok yapıyorum ama seviyorum. Biraz bisiklete binmek gibi bir şey bu. Bisiklete binerken eğer durursanız düşersiniz. O yüzden insan hayatı boyunca pedal çevirmeye devam etmeli. Pedal çevirmekten kastım şu; kişi kendini geliştirmeye, yeni hedefler koymaya devam etmeli. Her insanın bisikleti farklıdır, gittiği yol farklıdır. O yüzden sen öbüründen daha başarılısın ya da başarısızsın demek doğru değil. İnsanın bu kıyaslamayı kendisiyle yapması gerekir. Bu süreç boyunca kendimize hedefler koyuyoruz ama hayatta hiçbir şey karşılıksız gelmiyor. Bir şeyler kazanırken bir şeylerden ödün verirsiniz.İnsan yaşamı boyunca kaybettiği şeyleri ya da ödün verdiği şeyleri daha iyi değerlendirmeye başlar. Olgunlaşmanın anlamı ve değeri de budur. Belki çok hızlı pedal çevirebilirsiniz  ama yol boyunca eğer taviz vermemeniz gereken değerlerden taviz vermişseniz pedalı ileri değil geri çevirmiş olursunuz.

İnovasyon kavramını çok sık duyar olduk. Siz nasıl tanımlıyorsunuz inovasyonu?

İnovasyon değişimi başarmanın en önemli anahtarlarından bir tanesi. Çünkü değerlendirme sürecinde bir şeylerin farkında oluyorsunuz ve hep değiştirmek istiyorsunuz. Sonuçta rakamları kullanıyoruz, kendimizi kıyaslıyoruz, bazı değerlendirmeler yapıyoruz ve bazı şeylerin daha iyi yapılabileceğini düşünüyoruz. Şimdi bu noktada farklı ürünleri, farklı çözümleri, farklı iş yapış tarzlarını hayata geçirmemiz gerekir. İnovasyon bence buradan kaynaklanıyor. İnovasyon sadece yeni teknoloji demek değil. Teknoloji inovasyonu hayata geçirme anlamında kolaylaştırıcı bir araç. İnovasyonu yaratanlar da yine insanlar. Bizim yapmamız gereken kurumsal kültür olarak inovasyonu şirketin DNA’sına nasıl yerleştirebileceğimizi, insanları yeni fikirlere nasıl teşvik edebileceğimizi düşünmek. Bu kolay bir şey değil, sadece belirli kararlar alarak bunu başaramazsınız. Sürekli olarak arkasında durmamız gerekir. Değişim anlamında kuruma inovasyon kültürünü yaymak için en başta yöneticilerin bunun rol modeli ve uygulayıcısı olması gerekiyor. Sürekli yeni fikirler konusunda insanları teşvik etmek lazım. Biri size geldiğinde başarısız ya da anlamsız olacağını bilseniz bile onu bunu yapması konusunda teşvik etmeniz gerekir ki insanlar yeniyi düşünmeye, yeniyi denemeye daha açık olsunlar. Bununla ilgili birçok kurum yarışmalar düzenliyor. Bence bu yarışmaların da çok anlamlı katkısı var. Biz MasterCard içinde de Innovation Express isminde bölgesel bir yarışma düzenliyoruz. Bu yarışmaya kendi çalışanlarımız katılıyor, onları yaşadığımız problemlerden yola çıkarak çözümler geliştirmeye teşvik etmeye çalışıyoruz. Sonra da iyi bulduğumuz fikirlerin sahibi grupları 48 saat boyunca bir otel odasına kilitliyoruz neredeyse. Yanlarına bilgisayar yazılımcıları, ürün yöneticileri, avukatlar veriyoruz. Böylece o fikri konsept hale getirmelerini sağlıyoruz. 48 saat sonra cep telefonunuzdan ya da bilgisayarınızdan ulaşabileceğiniz bir prototip çıkıyor ortaya. Daha sonra bunlar arasından hayata geçme şansı olanlar bizim iş ortaklarımızla paylaşılıyor. Yavaş yavaş da hayata geçmeye başlıyor. Bu yıllardır yapılıyor. Bu, inovasyonun başarıyla uygulandığı güzel bir örnek.

Bu örnekleri çeşitlendire çeşitlendire kurum içinde insanların bakış açısını değiştirme şansımız oluyor. Bizim inovasyonu teşvik etmek için dışarıdan da destek aldığımız konular var. Şirket içi inovasyon da çok önemli ama mümkün olduğunca dışarıdan da bu konudaki fikir önderlerini grubunuza katabilirsiniz. Burada cesur olmak gerekiyor. Çünkü inovasyonda fikirden daha önemli olan onu uygulamak.

Tüketicilerin alışveriş davranışları ödeme sistemlerinin geleceğini nasıl şekillendiriyor?

Ödeme sistemleri olarak çok şanslı bir yerde duruyoruz. Çünkü her yetişkin günde en az üç alışveriş yapıyor. Bunların hepsini kartla yapmıyor ama bu önemli bir rakam. Biz de hayatın giderek dijitalleştiği bir ortamda nakitin yerine elektronik ödeme çözümleri sunarak insanların hayatında katma değer yaratıyoruz. Bu açıdan Türkiye’de şanslı bir yerdeyiz. Çünkü Türkiye ödeme sistemlerinin çok gelişmiş olduğu, örnek bir ülke. Türkiye’deki özel tüketimin 100 TL’sinin 35 TL’si banka kartından ya da kredi kartından geçiyor. Bu oranın yüzde 50’lerin üzerinde olduğu ülkeler var. Nakit yerine daha rahat ve güvenli olan banka ya da kredi kartını tercih ettiğinizde, para yine sizin cebinizde duruyor. Ama siz banknot yerine kartı tercih ediyorsunuz. Bizim vizyonumuz nakitin hiç olmadığı yüzde yüz dijital ödemelerin gerçekleştiği bir hayatı sağlamak. Dünyada genel trend nakitten dijital ödemelere kayıyor. Ülke olarak hedefimiz 2023’te yüzde yüz nakitsiz bir Türkiye’ye ulaşmak. Bütün sektör olarak neler yapılması gerektiğini değerlendiriyoruz.

Mete Guney

Dijital ve mobil teknolojiler alışveriş alışkanlıklarımızı nasıl değiştirdi?

En basitinden bazı sektörlerde artık yüz yüze alışveriş neredeyse hiç yapmaz olduk. Ben uçak biletini en son ne zaman yüz yüze aldığımı hatırlamıyorum. Yemek siparişinizi internetten veriyorsunuz, taksiyi cep telefonunuzdan çağırıp parasını oradan ödüyorsunuz. Teknolojiyi doğru kurguladığımız sürece insanların hayatını kolaylaştıran, bize değer katan şeyler üretebiliriz. Elektronik ticarette Türkiye’de kullanım anlamında istediğimiz yerde olmasak da potansiyel olarak gelişmeye çok açık bir sektör. İnternetten alınan ürünlerle ilgili bazı kaygılar olsa da bunlar ortadan kalkıyor ve insanlar daha çok e-ticaret yapıyor. Bugün yaklaşık 10 milyon kişi elektronik ticaretten faydalanıyor. Benim arzum, istatistikler de öyle gösteriyor, bu rakamın birkaç sene içinde 16-17 milyona ulaşması. Bütün iş modelleri, satış kanalları da buna göre şekillenecek.

Akıllı cihazların elektronik ödeme alışkanlıklarının gelişmesindeki rolü ne olacak?

Bir alışveriş işleminde mağazaya gidersiniz, ürüne bakarsınız, kıyaslarsınız. Başka mağazaya gidersiniz. Eve gider düşünürsünüz, tekrar gelirsiniz. Bir sürü deneyimden geçtikten sonra ya kartla ya nakit olarak ödeyip alışverişi sonlandırırsınız. Bu süreç içinde ödemenin payı çok az. Bu yüzden siz yeni bir değer yaratmıyorsanız insanlar ödeme sisteminin kolaylığından dolayı orayı tercih etmeyecektir. Bizim vizyonumuz insanların güvenli, hızlı ve basit bir şekilde işlem yapabilmesi. MasterCard’ın 1966’dan beri, yani kurulduğundan beri bütün ürünlerde göz önüne aldığı üç temel faktör bunlar. Bu üçünü sağladığımız takdirde akıllı cihazlar ve mobil ödemeler bizim hayatımızda çok önemli bir anlam ifade edecek. Ne zaman ifade edecek? Farklı girişimciler, mağaza sahipleri tüketiciye bir fayda sağladığında biz de ödeme sistemleriyle mükemmel çözümü sunacağız. Bunun ilk sinyallerini görüyoruz. Az önce bahsettiğim taksi çağırma uygulamasını bugün birçok insan kullanıyor. Yemek siparişlerinde de bunu kullanıyoruz. Jenerasyonların da değişmesiyle, yeni dijital ekonomiyle büyüyen insanların para kazanmaya başlamasıyla mobil ödemeler çok daha fazla ivme kazanacak.

Mobil ve elektronik ödeme sistemlerinin daha fazla gelişebilmesi için nasıl bir ortam gerekiyor?

2023’te nakitsiz Türkiye vizyonunu gerçekleştirmek için en büyük itici güç bence e-ticaret. E-ticaret Türkiye’de istenen seviyede değil. Perakende satışların sadece yüzde 1’i e-ticaretten geçiyor. Bu alanın daha da büyümesi bizim işimizi çok kolaylaştıracak. Çünkü e-ticarette kullanılan birinci ödeme aracı dijital ödeme çözümleri. Bu dünyayı zenginleştirmek ve geliştirmek gerekiyor. Bu anlamda öncü firmalarla işbirliği halindeyiz ve sorunları anlayarak onları çözmeye gayret ediyoruz. Oluşturmaya çalıştığımız ekosistemde bence en büyük eksiklik satış yapan kurumların azlığı. Burada hem mevcut kurumlardan hem de bu alana yeni girecek girişimcilerden bahsediyoruz. Biz ikisiyle de yakın temas halindeyiz. Girişimciler tarafında bu tarz ekosistemlerin büyümesine destek olmaya çalışıyoruz. İki senedir Startup Turkey’nin sponsoruyuz. ‘Incubation Center’ dediğimiz çeşitli kurumların jürilerindeyiz. Mentorluk desteği veriyoruz. Yeni fikirlerin ortaya çıkmasına yardımcı olabilmek için Girişim Fabrikası’yla birlikte kendimiz bir yarışma düzenliyoruz. Üniversitelerle temas halindeyiz. Aynı zamanda e-ticarette halihazırda faaliyet gösteren kurumlarla yakın temas halindeyiz. Onların problemlerini anlayarak alternatif çözümler üretmeye gayret ediyoruz. Mesela Türkiye’deki yetişkin popülasyonun yüzde 40-45’i bankacılık faaliyetlerinden hala faydalanamıyor. Biz onlara yönelik ön ödemeli kartlar çıkarmaya başladık. Ya da oyuncular için uygulama içi ödeme çözümlerini ürettik. Tek bir tuşa basarak ödeme yapabiliyorlar. Bu tarz farklı kulvarlarda daha fazla değer yaratmaya çalışıyoruz. 2014’te bir satın alma yaparak Provus’u bünyemize kattık. Provus’u, hem Türkiye’yi bir servis merkezi olarak konumlandırmak açısından, hem de az önce bahsettiğim çözümleri lokal olarak geliştirmek için kullanmak istiyoruz.

Flickr Photo: Mobile World Congress 2014: MasterCard launches MasterPass mobile app payments

Uygulama içi entegre ödeme seçeneği nasıl doğdu ve yakın gelecekte bu konuda neler bekliyorsunuz?

Son iki-üç senedir en hızlı gelişen konulardan bir tanesi de mobil ödemelerdi. Bize farklı ülkelerin raporları geliyor. Bu konuda her hafta bir çözüm çıkıyordu. Belki dünya üzerinde binden fazla mobil cüzdan, dijital cüzdan çözümü var. Ama başarıya ulaşanlar bir elin parmaklarını bile geçmiyor. Bu kadar yatırım var, gayret var ve çok sayıda başarısızlık hikayesi var. Buradaki en önemli sorun insanların hayatında yeteri kadar değer yaratılamamasından kaynaklanıyor. Tüketici davranışını değiştirmek o kadar kolay bir şey değil, mutlaka daha iyi bir alternatif sunmanız gerekiyor. Gördüğümüz şu ki insanlar hızlı ödeme yapmak istiyor. Uygulama içi ödeme sistemleri de bu istekten yola çıktı. Her gün onlarca uygulama geliştiriliyor ve çoğunun içinde de bir ödeme işlemi var. Her seferinde kart bilgisi girmektense tek tuşla ulaşılabilecek güvenli bir uygulama içi ödeme seçeneği kullanmayı herkes tercih eder. Bu açıdan uygulama içi çözümler daha çok anlam kazanacak ve yaygınlaşacak. 2020’de 50 milyar cihaz intenete bağlanabiliyor olacak. Bu da kişi başına sekiz-dokuz cihaz demek. Cep telefonunuzdan buzdolabınıza her türlü cihaz internete bağlanabilecek. Hepsinden de alışveriş yapabileceksiniz. Bizim MasterCard olarak yapmamız gereken de bütün bu cihazlar üzerinden son kullanıcılara basit, güvenli ve hızlı çözümü tüm cihazlarda aynı deneyimle sunabilmek. Biz bu çözümleri ürün haline getirdik, teknolojinin daha da mükemmelleşmesini bekliyoruz.

MasterCard için ufukta neler var?

Bizim en önemli hedefimiz nakitsiz yaşam vizyonunu hayata geçirmek. Bugün dünyadaki her 100 işlemden 85’i hala nakitle yapılıyor. Bu daha ne kadar çok şey yapmamız gerektiğinin bir işareti. Öbür taraftan bu mobil teknolojiler, akıllı cihazlar, e-ticaretin yaygınlaşmasıyla birlikte dijital ödemelerdeki momentum bizi çok heyecanlandırıyor. Gerçekten her gün yeni bir fikir oluşuyor. Bunların bir kısmını biz hayata geçiriyoruz, bir kısmını yurt dışından görüyoruz ve nasıl hayata geçirebiliriz diye düşünüyoruz. MasterCard’ın tüm ülkelerinde bu heyecan ve bu enerji var. Bunları hayata geçirmek için de yüksek bir motivasyon var. Ben ödeme sistemleri açısından geleceğin çok aydınlık olduğunu düşünüyorum. Bence pazarın gelişmesi için rekabet ve yeni teknolojiler çok önemli.